10 Ekim 2017 | 10:35
  • +
  • -

Spor yazarları Finlandiya-Türkiye maçını ve Ampute Milli Takımı'nın şampiyonluğunu değerlendirdi

Spor basınının usta kalemleri, Ampute Milli Takımı'nın Avrupa şampiyonluğunu ve A Milli Futbol Takımı'nın Finlandiya ile 2-2 berabere kaldığı maçı değerlendirdi. Spor yazarları, Ampute Milli Takımı'nın Avrupa şampiyonluğuna övgüler yağdırırken, Finlandiya ile berabere kalan A Milli Futbol Takımı, eleştirilerden kurtulamadı.

Spor yazarları Finlandiya-Türkiye maçını ve Ampute Milli Takımı'nın şampiyonluğunu değerlendirdi

Spor yazarları, A Milli Takımımızın Finlandiya ile 2-2 berabere kaldığı karşılaşmayı, Ampute Milli Takımımızın zaferini ve gündemi değerlendirdi.

İşte spor yazarlarından dikkat çekici milli takım değerlendirmeleri...

HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIM (UĞUR MELEKE/HÜRRİYET)

İlk 11’imiz sahaya çıkarken kaptanlık bandını Selçuk’ta görünce bir hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Selçuk, katılabileceğiz en yakın turnuva olan Euro 2020’de 35 yaşında olacak, zaten Galatasaray’daki form grafiği de onu artık milli takıma taşımaya yeterli gözükmüyor. Ve dahi 2010’a katılamamış, 2012’ye katılamamış, 2014’e katılamamış, katılmayanı dövdükleri 24 takımlı Euro 2016’ya katılmış ama turnuvanın en kötü takımı olmuş ve nihayet 2018’e de gidememiş bu neslin kredisini artık tamamladığını düşünüyorum ben.

Mehmet Topal, Gökhan, Arda, Burak, Selçuk gibi miadını dolduranlara teşekkür edeceğimiz bu süreçte kaptanlık bandını da Cenk’in kolunda görmek istiyor(d)um. Bir süredir kaptanlık bandını saha içinden çok saha dışında çalışanlar, delikanlılık kitabı yazanlar takıyor ulusal takımda. Biraz da “yazın Amerika’da özel hocayla çalıştım” diyenler taksın isterim doğrusu. Milli takımı bantla temsil eden oyuncunun yabancı sınırı isteyen değil, yabancıyla rekabet edip formayı alan olmasını isterim mesela. Çok arzulardım doğrusu şu maça Cenk’in kolunda bantla çıkmasını.

Mesele maçı kazanmak ya da kaybetmek değil zaten, Türk halkının esas arzusu, ampute sporcularımızın gözündeki ışığı A milli takım futbolcularında da görmek.

PRİM KONUSU...

Dün akşam saatlerinde internette gördüm, A millilerin Dünya Kupası katılım priminin ampute takımına dağıtılması için kampanya başlatmış sözlükçüler. Prensip olarak kampanyayı destekliyorum ama teknik olarak gözden kaçırdıkları bir detay var: TFF’nin milli futbolculara vereceği Dünya Kupası katılım primi, zaten FIFA’dan alacağı ödüldü. Dolayısıyla öyle bir bütçe yok şu an TFF’de.

Ancak gençler bu vicdanlı kampanyalarından vazgeçmesinler zira TFF’nin yıllık bütçesi 600 milyon liranın üzerinde. Ve bu bütçenin 32 milyonu personel gideri, 24 milyonu büro gideriyken, engellilere ayrılan bütçe yalnızca 1 milyon 400 bin lira! 2 ay önce sesi görenler Olimpiyat şampiyonu oldu, dün de ampute takımımız Avrupa şampiyonu. Ve tüm bir engelli futbolunun bir senelik bütçesi yalnızca 1 milyon 400 bin lira. Demirören TRT’de açıklamıştı hatırlarsınız, Burak’ın Euro 2016 elemelerinde aldığı prim, engellilerin 1 yıllık bütçesinden fazla.

YENİ BİR KADRO... (METİN TEKİN/SABAH)

Lucescu'nun sahaya sürdüğü 11'i İzlanda maçı ile kıyasladığımızda, özellikle savunmada Ömer'i kullanması 'Niye daha önce değil de şimdi?' sorusunu akla getirdi. Diğer bir soru da önce aklına gelmeyen Oğuzhan'ın daha sonra kadroya girip bütün maçlarda yer almasıydı. Lucescu'nun bu tercihleri bazı çelişkileri de beraberinde getirdi. Ama dediğim gibi artık hedef 2020 Avrupa Şampiyonası ve bunun için belki yeni bir kadro gündeme gelecektir.

Hedef koyduğumuz finallere gidememenin yanısıra grupta 4. olmuş bir takım konumundayız. Bu da 2002'den sonra Türk futbolunun gidemediği 4. Dünya Kupası anlamına geliyor. Artık daha gerçekçi daha organize hedefler koymamız gerektiğini anlamalıyız. Özellikle de İzlanda'nın bu gruptan birinci olarak çıkması, geleceğe dönüş orta ve uzun vadeli yatırımlar yapmamız gerektiğini görmemizi sağlamalı artık.

BİR DESTAN... (LEVENT TÜZEMEN/SABAH)

Bir şeyi yapabileceğinize kendinizi inandırırsanız, yapacaklarınız ne kadar güç olursa olsun başarırsınız. Tüm Türkiye, tüm Avrupa, tüm dünya Vodafone Park'ta İngiltere'yi yenen ve Avrupa Şampiyonu olan Ampute takımının zaferine tanık oldu. Bu zafer cesurca mücadele eden, terini akıtmaktan vazgeçmeyen, yüreğiyle oynayan ve tüm engelleri aşan insanların destanıdır.

Ampute Milli Takımı'nın kazandığı büyük zafer unutulmayacaktır. Ancak bu zafer abidelerinin ortaya koyduğu mücadele dilerim diğer milli takımlarda oynayanlar için de bir ders olur. Avrupa Şampiyonluğu teknik adamından tutun da her oyuncuya analarının ak sütü gibi helal olsun. Ampute Milli Takımı'nın yıldızları 80 milyon Türk insanına tarihe geçecek büyük bir gurur yaşatırken apolet olarak da sırtlarına şunu yazdırdılar: "Türkiye sizinle gurur duyuyor.."

LUCE LİKAYET ETMEMELİ (OSMAN ŞENHER/MİLLİYET)

Lucescu, yabancı sayısından şikayet etmemeli. Elindeki malzeme ile zirveye oynayacak iki tane milli takım kurar. Rumen hocanın vazifesi bahaneler bulmak değil, kadrosundan en iyi verimi almak. Evet, Dünya Kupası’na gidemiyoruz. En çok içi yanan kurum da Futbol Federasyonu. İyi olsun diye herkes savaş verdi. Demekki artık eski defterler kapanacak, futbolcuya taviz vermeyen, milli ruhun ön plana çıktığı bir yapı gerçekleştirilecek.

80 milyon kişiyi kahrettiler. Herkes kendi adamını kolluyor. Futbol skor oyunu. Kazanmak için futbolcu sahada kendini göstermeli. Oyuncular hiçbir hocayla tartışamaz. Bu bir tek Türkiye’de var. Bunlar yüzünden milli takımımız başarısız oluyor. Dün gece sahada koşan bir milli takım var. Bu kadarını bile özlemişim gerçekten.

Anahtar Kelimeler:
MOBİL'DE MYNET SPOR
En güncel spor haberleri, son dakika gelişmeleri ve en iyi spor yazarları QR Kod okuyucu ile hemen cebinde!